Kelime Dizgesi

Gelişmiş Görünüm: Cumhuriyet tarihinde bir ilk!

FORUMA ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ
YAZAR: Dinc
Tarih: 14 Haz 2008 07:29 pm

Türkiye bunu da gördü! İlk defa bir Cumhurbaşkanı hakkında dolandırıcılık iddiasıyla dava açılması gündeme geldi.

Abdullah Gül hakkında 'Kapatılan Refah Partisi'nin 2 trilyon lirasını sahte belgelerle harcanmış gibi göstermek'ten soruşturma açılmış, ancak dosya milletvekili seçildikten sonra rafa kaldırılmıştı. Gül'ün milletvekilliği bittikten sonra dosya bulunamıyordu.

GEREĞİNİN İFASI...
Adalet Bakanlığı dün bir açıklama yaparak Gül hakkındaki soruşturma dosyasının kaybolduğu iddialarını yalanladı. Açıklamada 'Dosya Meclis Başkanlığı tarafından bize gönderildi. Biz de gereğinin ifası için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yolladık' denildi.

TARTIŞMA BİTMEZ

Anayasa Mahkemesi'nin türban kararını iptali ve AKP'nin kapatılma davası ile yay gibi gerilen Türkiye, şimdi sonu gelmeyecek 'Cumhurbaşkanı hakkında dava açılabilir mi, dava açılan kişi Çankaya'da oturabilir mi' tartışmalarını yaşayacak.



Gül'ün dosyası bulundu

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül hakkındaki, 'Kayıp Trilyon' olarak bilinen Refah Partisi yöneticisi olduğu dönemde alınan Hazine yardımının usulüne uygun harcanmadığına ilişkin davanın, kayıp olduğu belirtilen dosyası Adalet Bakanlığı'nda çıktı. Bakanlık, dosyanın Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra, Meclis Başkanlığı tarafından Başbakanlık kanalıyla kendilerine ulaştırıldığını bildirdi. Bakanlık, dava dosyasının gereğinin 'takdir ve ifası için Ankara Başsavcılığı'na gönderildiğini' de açıkladı.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?
BÖYLECE, Cumhuriyet tarihinde Çankaya için ilk kez yaşanacak yeni bir süreç başladı. Bazı hukukçular, Köşk'e çıktıktan sonra Gül'ün dokunulmazlığının kalktığını ve yargılanabileceğini savundu. Bu görüşte olanlar, Anayasa Mahkemesi'nin, AKP hakkındaki iddianamesinde Gül ile ilgili siyasi yasak istemini de esastan görüşmeye karar vermesini, 'yargılanabileceğinin içtihatı' olarak nitelendirdi. Karşı görüşü savunanlar ise, Anayasa'nın 105. Maddesi'ndeki, 'Cumhurbaşkanı, sadece vatana ihanetten dolayı suçlanabilir. Hakkında yargıya başvurulamaz' hükmünü gerekçe göstererek, savcının bu dosyayı Gül'ün görev süresinin bitene kadar rafa kaldırması gerektiğini öne sürdü.


YAZAR: Dinc
Tarih: 14 Haz 2008 07:32 pm
AKP ve yandaşları devlet başında olduğu sürece güzel milletimin görmeyeceği saçmalık kalmaz. kizgin


YAZAR: LioneSS
Tarih: 14 Haz 2008 09:36 pm
hasandinc demiş ki:
AKP ve yandaşları devlet başında olduğu sürece güzel milletimin görmeyeceği saçmalık kalmaz. kizgin

aynen katılıorum altına imzamı atıorum


YAZAR: burak85
Tarih: 14 Haz 2008 09:55 pm
maalesef sadece Cumhurbaşkanı vatana ihanet suçu kapsamında yargılanabilir.bu vatana hiyanet suçunun da 1982 anayasası ile birlikte kapsamı kaldırılmıştır.Yani hangi suç vatana ihanet suç unsurunu oluşturuyo bu bile belli değil.


YAZAR: Dinc
Tarih: 14 Haz 2008 11:36 pm
burak85 demiş ki:
maalesef sadece Cumhurbaşkanı vatana ihanet suçu kapsamında yargılanabilir.bu vatana hiyanet suçunun da 1982 anayasası ile birlikte kapsamı kaldırılmıştır.Yani hangi suç vatana ihanet suç unsurunu oluşturuyo bu bile belli değil.


Bence yeni düzenleme getirilebilir ama ancak ve ancak akp hükümetinin devrilmesinden sonra


YAZAR: Joker
Tarih: 14 Haz 2008 11:37 pm
Bu hükümet başta oldugu sürece herşey olur...


YAZAR: burak85
Tarih: 14 Haz 2008 11:48 pm
hasandinc demiş ki:
burak85 demiş ki:
maalesef sadece Cumhurbaşkanı vatana ihanet suçu kapsamında yargılanabilir.bu vatana hiyanet suçunun da 1982 anayasası ile birlikte kapsamı kaldırılmıştır.Yani hangi suç vatana ihanet suç unsurunu oluşturuyo bu bile belli değil.


Bence yeni düzenleme getirilebilir ama ancak ve ancak akp hükümetinin devrilmesinden sonra


evet yeni bi düzenleme mutlaka gelmeli cumhurbaşkanı da muhakkak bi şekilde yargı denetimine tutulmalı şeklen tutuluo ama sınırları çizilmemiş ne olursa olsun ben vatana ihanet etmedim dediği zaman haklı

ikincisi de bu yargıtay başsavcısı bence anayasa mahkemesine Cumhurbaşkanı hakkında da suç duyurusunda bulunduğu zaman anayaa mahkemesi bunu değerlendirmeli.

ama tabi dünya hukuk normları ne diyo bilemiyorum.Cumhurbaşkanları dünyada nasıl denetleniyosa ona uygun olmalı bence...


YAZAR: erol
Tarih: 15 Haz 2008 12:04 pm
dosya kayboluyomuş çok mulu buna kadir inanır bile inanmaz ya :) bahaneye ve yalana bak beri gel çok mulu

yargılansın tabi.sadece cumhurbaşkanı değil herkes

gerçi akp başta olduğu sürece bu iş yaş


YAZAR: burak85
Tarih: 15 Haz 2008 01:23 pm
B. Cumhurbaşkanının Cezaî Sorumluluğu

Genel Olarak.- Parlâmenter sistemlerde devlet başkanının cezaî sorumsuzluğu kural olarak kabul edilmektedir. Bu konuda monarşiler ile cumhuriyetler arasında ayrım yapmak gerekir.

Monarşilerde, devlet başkanının, yani kralın cezaî sorumsuzluğu tam ve mutlaktır. Krallar görevleriyle ilgili olsun ya da olmasın, bütün suçlarından dolayı sorumsuzdur. Mesela İngiltere’de bu konuda lâtife yollu olarak, “Kral bir bakanı öldürürse bundan Başbakan sorumludur. Eğer Başbakanı öldürürse, kimse sorumlu değildir” denilmektedir[87]. 1876 Osmanlı Kanun-ı Esasîsi de, hükümdarın şahsının “mukaddes ve gayrı mesul” olduğunu hükme bağlıyordu (m.5). Kralların sorumsuzluğunun altında “kral hata yapmaz (the King can do no wrong[88] , le roi ne peut mal faire )” ilkesi yatmaktadır. Bu ilke kralı bütün beşerî fiillerinden sorumsuz kılmaktadır. Hangi tür fiil söz konusu olursa olsun, krala karşı dava açılamaz.

Cumhuriyetlerde ise cumhurbaşkanının cezaî sorumsuzluğu mutlak değildir. Cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğu bakımından, cumhurbaşkanının “göreviyle ilgili suçları” ile cumhurbaşkanının “kişisel suçları” arasında ayrım yapılmaktadır. Göreviyle ilgili suçlarından dolayı kural olarak cumhurbaşkanlarının sorumsuzluğu kabul edilmektedir. Bunun istisnası olarak “vatana ihanet (haute trahison )” hali kabul edilmektedir. Kişisel suçlarından dolayı ise, Cumhurbaşkanının sorumlu olduğu kabul edilmektedir.

Bu ön açıklamayı yaptıktan sonra şimdi, Türkiye’de Cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğu meselesini görelim.

Türkiye’de Cumhurbaşkanının Cezaî Sorumluluğu.- Cumhurbaşkanının sorumluluğu meselesi 1982 Anayasasının 105’inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede, cezaî sorumluluk meselesi açıkça düzenlenmemiştir. Maddede Cumhurbaşkanının “göreviyle ilgili suçları-kişisel suçları” şeklinde bir ayırımda da bulunulmamıştır. Maddede aşağıda göreceğimiz gibi, Cumhurbaşkanının vatana ihanetten sorumlu olduğu belirtilmiş, başka bir şey denmemiştir.

Düzenleme bu olmakla birlikte, Cumhurbaşkanının cezaî sorumsuzluğunun ancak göreviyle ilgili suçlarından dolayı mümkün olabileceği, Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili olmayan, adî suçlarından her vatandaş gibi sorumlu olduğu kabul edilmektedir[89]. O nedenle Cumhurbaşkanının cezaî sorumluluğunu adî suçlarından ve göreviyle ilgili suçlarından dolayı sorumluluğu şeklinde ikiye ayırarak incelemek uygun olur.

Prof.dr.Kemal gözler(Uludağ Üniversitesi)-uzmanlık alanı Anayasa Hukuku


işte tüm sorun bence burdan kaynaklanmakta hukukumuzda Cumhurbaşkanının işlediği suçlar kapsamında ikiye ayırım yapılmalı devlet için işlediği suçlardan sorumsuz olmalı ancak vatana ihanetten yargılanmalı ama kişisel suçlarından dolayı muhakkak yargı tarafından denetlenmeli...dünya hukuk normlarına göre böyle,bizde de böyle ama kanuna dayalı açık bir madde olmadığı için sorun doğuruyo.(Akp bunu kullanıyo)


YAZAR: KarGoManiA
Tarih: 16 Haz 2008 04:10 am
Akp her daim neyi nerede kullanacağını çok iyi bilen insanlardan oluşuyor...





aksiTurkBB v1L Basit Görünüm | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öğrenci forumu © Tüm hakları saklıdır.